Herkesin İş Kurması Girişimcilik Doğasına Aykırı

0

Size sürekli Girişim ve Girişimcilerle ilgili örnekler paylaşıyoruz. Ülkemizde girişimciliğin gelişmesi konusuna destek veriyoruz. Son 2-3 yıldır da Girişimci sayılarımızda büyük bir artış var. Etohum, Galata Business Angel, Keiretsu Forum, İTÜ Çekirdek gibi oluşumlarında kulvarda kendini daha fazla göstermesiyle bu ekosistem ivme kazandı diyebiliriz.

Ancak herkesin patron olduğu bir ülkeyi düşünsenize! hiç işçi yok. Herkes İşveren. Bunun olması mümkün değil sanırım. Çünkü birileri işin teknik kısmını halletmek zorunda, temizlik yapmak zorunda, tamir etmek durumunda… herkesin Girişimci olduğu bir ülkeyi düşünemeyiz. Bunu neden söylüyorum?

Çevreme bakıyorum, her birey kendini İş sahibi konumunda girişimci olmak zorunda hissediyor. Profesyonel iş hayatındaki girişimciliği görmüyor. Bazıları eticaret sitesi açıyor kapatıyor, bir uygulama geliştiriyor, bir şeyler satmaya çalışıyor. Evet bunları yapmalılar ve bu çok iyi bir şey. Ancak başaramadıklarında kötü hayallere kapılıyorlar, umutsuzluğa düşüyorlar, kendilerini başarısız addediyorlar. Aslında onları kurumsal hayatta büyük bir girişimcilik serüveni zaten bekliyor. Ve giriş bariyeri yüksek bir fikriniz yoksa zaten kurumsal hayatta yıllarca çalışmadan da başarılı bir girişimci olamazsınız.

Benim tavsiyem; girişimciliği sadece iş kurmak zanneden insanlara; Bakın teknoloji gelişiyor, alışkanlıklar değişiyor, şirketler artık daha donanımlı analitik ve kendini yenileyen bireyler istiyorlar, ve bunun için de güzel maaşlar veriyorlar. Belki iş sahibi girişimci olamayacaksınız ancak çok iyi maaşlar alan mükemmel bir satışçı olacaksınız, insan kaynakları uzmanı olacaksınız, mühendis olacaksınız veya yönetici olacaksınız. Bunları olmak için de kurumsal hayatın suyunda uzun bir süre yüzmeniz gerekecek.

Girişimci olmak bir başlangıç değil, bir son da değil. İş kurmuş bir girişimci olmak zorunda da değilsiniz! Girişimciliğe yönlendirmek isteyen bazı kaynaklar; kurumsal hayatı kapital düzenin köleliği gibi gösterip, sanki herkes patron olmak zorundaymış gibi hissettiriyor. Kurumsal hayat iyi, girişimcilik kötü veya tam tersini söylemiyorum. Sadece daha iyisini yapmak varken kendinizi yıpratmayın diyorum. Kurumsal Girişimcilik üzerine yoğunlaşın ve Türkiye’nin ya da Dünya’nın sayılı şirketlerinde üst düzey bir konumunuz olsun.

Diyelim ki bir iş kurdunuz ve işinizi büyüttünüz. Şirketinize yeni kişiler alacaksınız. Bunların en iyi personel ya da yönetici olmasını istemez misiniz? Peki bunları kimin arasından seçeceksiniz? Kendisini bu zamana kadar en çok geliştiren, yenileyen birilerinin arasından bulacaksınız.

Her lüks arabaya sahip olanı patron sanmayın. Onları, kendini herkesten ayıran niteliklere sahip olan kişiler olarak düşünün. Bu nasıl olur? Çok çalışma, etkili çalışma, yenilikçi çalışma ile…

Kurumsal hayatın üst düzeyleri sizin oraya gitmenizi bekliyor.

Çünkü, “Girişimcilik, kendini kurtarabilmektir.”